+90 (533) 522 0459 bilgi@onatuzumcugil.com

Omurilik ve sinir kökleri ile bu hassas sinir dokusunu saran-koruyan omurgayı kapsayan ameliyatları ve çeşitli girişimleri içeren tıp bilimine “Omurga Cerrahisi” denir. İnsan omurgası kabaca boyun, sırt ve bel bölgelerine ayrılmakta ve 33 tane omurga kemiğinden (vertebra) oluşmaktadır. Omurga ve omuriliğin çeşitli rahatsızlıkları, bu önemli oluşumlarda yapısal, işlevsel ve/veya mekanik bozukluklara neden olarak klinik hastalıklara yol açar.

Birçok hastalık grubundan etkilenen omurga, omurilik ve sinir köklerinde, başlıca ağrı olmak üzere felç ve duyu kayıpları gibi sinir sistemi fonksiyon kayıpları, omurganın hareketlerinde kısıtlanma ve şekil bozuklukları şeklinde klinik belirti ve bulgular ortaya çıkar.

SKOLYOZ (Omurga Eğriliği)

Omurganın bel ya da göğüs bölgelerinde görülebilen yana doğru eğriliğine “Skolyoz” denir. Skolyoz aslında bir hastalık değil bir bulgudur. Yan açıdan bakıldığında tam düz olmayan insan omurgasında bel ve boyun bölgesinde hafif çukurluk, (lordoz) sırt bölgesinde ise hafif kamburluk (kifoz) söz konusudur. Skolyozda ise omurlar sağa veya sola doğru yer değiştirir ve aynı zamanda kendi eksenleri etrafında döner. Omurga sağa veya sola eğilimli görünür. Bu eğriliğe tek başına ya da kamburluk diye bilinen ve öne doğru eğilmeye sebebiyet veren “kifoz” ile birlikte rastlanabilir.

Skolyoz Ameliyatı Öncesi

Skolyoz Ameliyatı Sonrası

Skolyoz Belirtileri

Kişiyi fiziksel olarak çok zorlayan skolyoz, daha çok bel ve göğüs bölgelerinde görülür. Her yaşta rastlanabilen bu hastalık yetişme çağındaki çocukları daha fazla tehdit eder. Erken tespit sonucu gerçekleştirilen skolyoz tedavilerinin yüzde 100’e varan başarılı sonuçlar verdiği görülmektedir. Yetişkinlerde ise akciğer ve kalp fonksiyon bozuklukları, bel ve sırt ağrıları ortaya çıkar.

Skolyoz nedenleri büyük çoğunlukla belirlenememektedir. Doğumsal (konjenital) skolyozlarda, anne karnında omurga gelişimi sırasında maruz kalınan çeşitli etkenler-enfeksiyonlar, şeker hastalığı ve bazı vitamin eksiklikleri vb. çeşitli kas veya sinir hastalıkları da etkin rol oynamaktadır.

Aşağıdaki durumlar skolyozun belli başlı belirtileridir:

  • Bir kalçanın diğerine göre daha yüksek ya da daha belirgin olması
  • Kürek kemiği (Spakula) diğerine göre daha yüksek veya belirgin olabilir
  • Bir omuzun diğerinden daha yüksekte bulunması
  • Kafanın izdüşümünün leğen kemiklerinin ortasına denk gelmemesi
  • Hastaya arkadan bakıldığında ve omurgası yere paralel hale gelene kadar öne eğilmesi istendiğinde sırtının bir tarafının diğerine göre daha yüksekte görünmesi
  • Kolların yanlara sarkıtıldığında, bir tarafta kolla gövde arasında daha fazla boşluk oluşması

Skolyoz Türleri

İdiopatik Skolyoz

Sebebi tam olarak bilinmeyen idiopatik skolyozda, genetik etkenlerin rol aldığı düşünülmektedir. En çok ergenlik çağını yaşayan genç kızlarda rastlanır. Omurgada yana doğru eğilme ‘S’ veya ‘C’ şekilli görülebilir. Omurların kendi etraflarında dönmesi de en hafif formlar dahil olmak üzere tüm idiopatik skolyozlarda görülür. Sırtta ya da belde asimetrik çıkıntılar meydana gelebilir. En sık görülen skolyoz türü olarak bilinmektedir.

Nöromosküler Skolyoz

En sık görülen ikinci skolyoz türü “Nöromosküler”dir. Kas veya sinir hastalıkları Nöromosküler Skolyozu meydana getiren temel etkenlerdir. Yaralanma, çocuk felci, travma, meningomyelosel, serebral palsi gibi hastalıkların kökenini oluşturmaktadır. Solunum sıkıntısı ve duyu kusurları nöromosküler skolyozda daha sık görülmektedir. Bu skolyoz çeşidinde cerrahi müdahaleler daha küçük yaşlar için uygundur ve füzyon tedavisi gerekebilir.

Polio (Çocuk felci)

Kas erimesi ya da beyin felci gibi sebeplerin yol açtığı kas felci durumlarında meydana gelebilir. Düzgün omurgalarda bilinmeyen bir nedenle de görülebilir.

Konjenital skolyoz

Çocuğun anne rahminde gelişimi sırasında meydana gelen omurga anormalliklerine bağlı olarak ortaya çıkar. Doğuştan başladığı için genellikle ilerleme özelliği var. Erken dönemlerde ortaya çıkan konjenital skolyozun tedavi süreci küçük yaşlarda cerrahi müdahale ihtiyacı doğurabilir.

skolyoz_rontgeniSkolyoz Tedavi Yöntemleri

Skolyozda tanı, hekimin muayenesi ile kolaylıkla teşhis edilir. Yer ve açısını tespit etmek için ise omurga filmlerine ihtiyaç vardır. Skolyozun tedavi süreci skolyoza neden olan hastalığa ve kişide oluşan skolyoza göre farklılık gösterir.  Çocukluk ve ergenlik döneminde omurganın eğriliği daha da fazlalaşmaktadır.

Tedavi yöntemleri, hastaya ve skolyozun türüne göre farklılık yaratsa da tanıdan sonra üç alternatif yöntem uygulanmaktadır.

Skolyoz tedavisinde ilk seçenek izlemdir. İkinci yöntem olan korse tedavisi, eğriliği 20-40 derece arasında olan ve büyüme potansiyeli olan hastalara uygulanır. Korsenin amacı çocuğun büyüme çağı boyunca skolyozun ilerlemesini engellemektir. Korse her gün daha uzun süre takılmaya başlanır ve 3 hafta içinde günde 23 saat bu uygulama yapılır. Kullanım sırasında mutlaka cilt yara- sürtünme ve morarmalara karşı kontrol edilmelidir. Korse kullanılırken günlük egzersizlere devam edilmeli ve günlük egzersizler sürdürülmelidir.

Üçüncü seçenek ise cerrahi operasyondur. Eğim 40 derecenin üzerindeyse ve büyümeye devam ediyorsa cerrahi operasyon şarttır. 40 derece üzeri eğrilikler büyüme sona erdikten sonra da artmaya devam edebilir. Bu nedenle ilerleyen dönemlerde komplikasyonlar yaşamamak adına cerrahi operasyon seçeneği iyi değerlendirilmelidir.

Skolyoz Ameliyatı Sonrası

Ameliyat sonrası hasta zaman içerisinde kendini toparlar; Ancak ameliyat sonrasında hasta ameliyat bölgesine su değdirmemeli ve ani hareketlerden kaçınmalıdır. Ani hareketler kişinin canının yanmasına sebep olmakla birlikte, mikropların etkisi ile ameliyat bölgesinde iltihap oluşabilir. Böylesi bir durumla karşılaşmamak amacıyla ameliyat sonrasında hasta kesinlikle yaşamına ve sağlığına dikkat etmelidir. Ağır kaldırmamalıdır. Beklenmedik bir durum gözlemlendiği takdirde konu hekime acil olarak bildirilmelidir.

KİFOZ (Kamburluk)

Kifoz, halk arasında kamburluk olarak da bilinen ve omurganın öne doğru eğilmesiyle oluşan bir rahatsızlıktır. Vücuda arkadan bakıldığında normal bir omurga düzdür. Yandan bakıldığında ise omurgada eğrilikler göze çarpar. Üst göğüs bölgesinde kifoz (kamburluk),varken alt omurga bölgesinde içe doğru bir eğrilik söz konusudur. Kamburluk fark edilmeyecek kadar küçük bir eğrilik olabileceği gibi, kronik ağrı, his ve güç kaybı veya ileri derecede şekil bozukluğu ile de karşımıza çıkabilir.

Kifoz en fazla sırt bölgesinde görülür. Bu bölgede normal kifoz açısının üst limiti 45-50 derecedir ve bu derece aşıldığında hastalık düzeyinde kifozdan söz edilebilir.

Hafif kifoz (kamburluk) vakaları pek fazla soruna sebebiyet vermeyebilir; Fakat ağır vakalar akciğerleri, sinirleri ve diğer dokular ile organları etkileyerek, ağrıya ve başka sorunlara yol açar. Kifoz tedavisi, kıvrıklığın nedenine ve etkilerine göre değişiklik gösterir.

Kifoz Belirtileri

Başlıca belirti, sırta yandan bakıldığında eğrilik (kamburluk) olmasıdır. Bununla birlikte;

  • Orta seviyeli sırt ağrıları
  • Omurgada tutukluk ve acıma
  • Yorgunluk

kifozun diğer önemli belirtileridir.

Kifozda Tanı

Röntgen filmlerinde belirlenen kamburluğa ek olarak şiddetli ağrı, sinir basısına bağlı güçsüzlük, idrar ve gayta problemleri bulunuyorsa,  emar (MR) veya bilgisayarlı tomografi (BT) gibi ek tanı yöntemlerine başvurulabilir.

Kifoz Tipleri

Konjenital (Doğuştan) Kifoz

Omurgaların ilk oluşumu esnasında anne karnında meydana gelmektedir. Pek çok sebebi bulunmaktadır; Ancak en çok  boyun omurlarının gereğinden fazla büyümesinden oluşan türü karşımıza çıkar. Bu kifoz türü özellikle sinirsel problemlere neden olabilmektedir ve bu sinirsel problemleri gidermek için erken cerrahi operasyon tavsiye edilmektedir. Erken yaşlarda yapılan cerrahi müdahaleler kişinin yaşamını olumlu yönde değiştirir ve sinirsel problemlerin ilerlemesinin de önüne geçer. Yenidoğan bebeklerde omurganın sağlıklı olup olmadığı bu nedenle kesinlikle kontrol edilmeli, bir farklılık görüldüğünde hekime başvurulmalıdır.

Postüral Kifoz

Genel olarak yetişkinlik dönemlerinde görünür hale gelen postüral kifozun başlangıcı yavaştır. Kambur durmak ve kötü benden duruşu, omurgadaki kirişlerin esnemesine ve omurgadaki kemiklerin anormal bir biçim almasına yol açabilir. Postüral kifoza çoğu zaman omurganın alt kısmında aşırı derecede içbükey bir eğri eşlik eder. Kız çocuklarında daha çok görülür. Belirli bir yaşa kadar tedavi edilmez ise kalıcı bir hal alabilir.

Scheuermann Kifoz

Genellikle kemiklerin büyümekte olduğu 10 ile 15 yaşları arasında ortaya çıkar. Ayakta çekilmiş filmlerde 55 derecenin üzerinde olan ve çoğu zaman altta yatan bir kemik veya yumuşak doku patolojisine bağlı meydana gelen kamburluktur. Genellikle eğrilik 2 tip olarak görülür. Bunlardan birincisinde ve en sık görülende eğrilik sırt bölgesindedir. Diğer tipte ise eğrilik sırt ile bel bölgesinin bileşkesinde belirgindir. Ayrıca hastalarda sırt ve bel ağrısı da birlikte görülebilir. Bazı hastalarda kifoza hafif bir skolyoz da (omurganın yana eğriliği) eşlik edebilir. Scheuermann kifozunun nedeni bilinmemektedir. Öte yandan, postüral kifozun aksine, Scheuermann kifozu omurları deforme ederek, röntgen filmlerinde dikdörtgen yerine kama şeklinde görünmelerine neden olabilir. Durumdan etkilenen omurlarda, Schmorl düğümleri olarak bilinen başka bir bulgu da yer alabilir. Bu düğümler, omurlar arasındaki yastığın (disk), omurun altı ve üzerindeki kemik aracılığı ile baskı yapması sonucunda meydana gelir. Tedavi edilmezse kamburluğun artması ve tehlikeli boyutlara ulaşması ile sonuçlanabilir.

Scheuermann Kifoz Tedavisi 

Korse tedavisi Schuermann kifozu için uygun olabilir. Korseler, aktif iskelet büyümesi sırasında eğriliğin artmasını önlemek için karşı destek görevini üstlenir. Korse tedavisi omurgayı tamamen düzeltmez; Fakat kifozun tespit edildiği derecede kalıp daha fazla ilerlemesinin ve cerrahi sınıra erişmesinin önüne geçebilir.

Scheuermann Kifozda Cerrahi Tedavi Ne Zaman Gereklidir?

75 derece üzeri eğriliklerin kesin olarak cerrahi operasyon gerektirdiği konusunda genel bir fikir birliği vardır. Bu deformite için günümüzde en çok kullanılan teknik, skolyozda olduğu gibi posterior enstrümentasyon ve füzyondur.

Aşırı derecedeki eğriliklerde “osteotomi” diye tanımladığımız omurga kemiğinden parça çıkartılarak yapılan düzeltmeler eklenebilir. Ertesi gün ayağa kalkan hastalar  5-7 gün içinde taburcu edilirler.  Taburcu olduktan sonra kısa bir süre korse tedavisi uygulanabilir. Çocuklar yaklaşık 3 hafta içinde okullarına dönebilirler. Üç ay sonra ise yürüyüş ve yüzme gibi egzersizler yapılabilir. 6 ay sonra bisiklete binilebilir ve birinci yıl sonunda kişi tamamen normal yaşantısına dönebilir.

 Travmatik Kifoz

Yaşanan travmalar veya uzun süre eğik durma sebebiyle gelişme göstermektedir. Özellikle bazı meslek gruplarında ön plana çıkmaktadır ve ilerleyen yaşa bağlı olarak meydana gelen kifoz da bu sınıflandırmaya girmektedir.

Kifozun Yetişkinlerdeki Nedenleri

Kemik erimesi, omurlarda kifoz ile sonuçlanan sıkışmaya bağlı kırıkların oluşması ile bağlantılı olabilir. Omurganın kıvrılmasına yol açarak, kifoz ya da skolyoz hastalıklarını meydana getirebilecek nedenler arasında aşağıdakiler bulunur:

  • Ankilozan spondilit, omurga ve çevresindeki eklemleri etkileyen iltihaplı bir artritlerdir.
  • Omurgada dejeneratif artrit, omurgadaki kemiklerin ve disklerin durumunun kötüleşmesine yol açabilir.
  • Bağ dokusu bozuklukları
  • Tüberküloz ve omurgadaki diğer enfeksiyonlar eklemlerin tahrip olması ile neticelenebilir.
  • Omurgaya etkide bulunan kanser ya da iyi huylu tümörler, omurga kemiklerinin üzerine biner ve yerlerinden çıkmaya zorlarlar.
  • Spina bifida, omurganın bir kısmının tamamen oluşmadığı bir doğum kusurudur. Omurga ve omurilikteki kemiklerde problemler yaratır.
  • Felce neden olan hastalıklar omurgadaki kemiklerin katılaşmasına neden olabilir.

DEJENERATİF DİSK HASTALIKLARI

Omurlar arasında yer alan disklerde meydana gelen kireçlenmeler ve bozulmalara “Dejeneratif Disk Hastalığı” adı verilir. Dejeneratif Disk Hastalığı (DDH) normal yaşlanma sürecinin bir parçasıdır; Ancak fazla kilo, sürekli ağır kaldırma, travmalar ve stres bu hastalığın daha genç yaşlarda meydana çıkmasına sebep olabilir. Bel fıtıklarına zemin hazırlar.

Disk iki kısımdan oluşur. Ortada çekirdek adı verilen sulu kısım ve etrafındaki çember, ilerleyen yaş ile birlikte disk yüksekliğini ve su içeriğini kaybetmeye başlar. Doğuşta %88 olan su oranı yaşla birlikte %80’lere hatta daha aşağıya düşer. Buna bağlı olarak diskleri ve omurları birbirine bağlayan bağlarda da bozulmalar baş gösterir. Diskin daha kolay yırtılmasına zemin hazırlar. Diskin içerisinde kırıklar ve fay hatları belirmeye başlar.

Dejeneratif Disk Hastalıklarının Tanısı

Bu hastalığın tüm belirtileri her zaman MR veya BT ile görüntülenemeyebilir; Ancak diskografi denilen, disk içerisine boyalı madde verilerek yapılan bir inceleme ile ortaya çıkarılabilir.

Dejeneratif Disk Hastalığının Belirtileri

  • Bel ve kalçalara yayılan ağrılar
  • Ağır hareket etme ve hareket kısıtlığı
  • Depresyon ve diğer psikolojik bozukluklar

Dejeneratif Disk Hastalıklarının Tedavisi

Tedavide öncelikli hedef ağrının giderilmesine yöneliktir. İlk aşamada ağrı kesiciler yeterli gelebilir ve fizik tedavi yöntemlerinden yararlanılabilir. Düzenli egzersizler sonucu bel kaslarının güçlendirilmesi önemli bir etkendir. Bu yöntemler olumlu sonuçlar vermiyorsa diskin içerisine elektrod yönlendirilerek, disk içerisindeki ağrı sinirlerinin yakılmasına dayanan disk içi elektrotermal tedavi yapılabilir.

İleri seviye ilerlemiş hastalarda, disk yüksekliği sıfıra inmiş ve omurlar birbiri üzerine binmişse “füzyon” adı verilen omurların birbiri ile bağlanmasını sağlayan ortopedik ameliyatlar söz konusu olabilir.

DAR KANAL (Spinal Stenoz)

Bel omurgası 5 adet vertebral cisimden meydana gelir. Omurilikten çıkan sinirler, bu omurgaların arasından çıkar. Omurgaların içerisinde sinirlerin geçiş yaptığı halka şeklinde bir kanal vardır. İşte bu kanaldaki daralmalar sinir basılarına neden olur ve buna “kanal darlığı” ya da “dar kanal” denir. Tıbbi adlandırması ise ”Spinal Stenoz’dur. Bu durumda karşılaşılan en önemli şikayet ağrıdır. Bunun dışında omurilik ve sinirlerdeki sıkışmanın olduğu yere göre farklı belirtiler de eklenir.

Yaşın ilerlemesi ile birlikte omurgada dejeneratif değişiklikler meydana gelir. Omurgayı destekleyen bantlar ve bağlar kalınlaşır ve kireçlenir. Omurların kenarları ve omurlar arası eklemlerde kabalaşma görülür. Bu doğrultuda omurilik ve sinirler sıkışır. Eğer doğuştan kanalda darlık varsa erken yaşlarda da belirtiler kendini gösterebilir.

Spinal Stenozun Nedenleri

  • Doğuştan spinal kanal darlığı
  • Artrit
  • Skolyoz
  • Disk hernisi

Spinal Stenozun Belirtileri

  • Kollarda ve bacaklarda uyuşma, ağrı, karıncalanma, kuvvetsizlik
  • Boyun ve bel ağrısı
  • Yürümekle ortaya çıkan bacaklarda ağrı ve uyuşma
  • İdrar ve büyük abdest yapmada zorluk

Spinal stenoz bazen hiç belirti vermeyebilir.

Spinal Stenoz Tedavisi

Spinal stenoz tedavisinde ağrıyı azaltmak için genellikle ilaçlar, fizik tedavi, korse, boyunluk gibi yöntemler tercih edilir. BunLar sadece ağrıyı azaltmaya yararlar, daralmış olan kanalı açmazlar. Sadece ameliyat ile bu darlık açılabilir. Omurilik ve sinirler rahat bir hale getirilir.

Epidural Steroid Enjeksiyonu

Enjeksiyon uzun etkili bir depo steroid ve bir lokal anestezik ajan içerir. Epidural aralık aracılığıyla ilaç , sıkışmış veya etkilenmiş olan spinal sinire ulaşarak o bölgedeki yangı ve ödemi azaltarak sinir üzerindeki baskı ve etkileşimi ortadan kaldırmak suretiyle ağrıyı giderir.

Epidural steroid enjeksiyonunun amacı, ilacı ağrıya sebep olan bölgeye en yakın noktaya ulaştırmaktır. Girişim tamamen steril ve aseptik olarak ameliyathanede ve ameliyat koşullarında, C-kollu skopi ile sürekli görüntüleme altında yapılır. Girişim sırasında genel anesteziye, yani, hastanın narkoz ile uyutulmasına gerek yoktur. Uygulama yaklaşık olarak 10 – 45 dk. sürer.

Faset Steroid Enjeksiyonu

Epidural steroid enjeksiyonu; boyun, kol, bel ve bacak bölgelerinde sinirlerin sıkışmasına ve uyarılmasına bağlı olarak gelişen ağrıları geçirmek için kullanılan cerrahi-dışı bir girişimsel ağrı tedavisi uygulamasıdır. Disk fıtıkları ( bel- boyun fıtığı ) , disk kayması ve dar omurilik kanalı gibi durumlarda ağrıyı kontrol altına almak için kullanılır. Epidural enjeksiyon ile hasarlı olan spinal sinir etrafına epidural aralık aracılığıyla etkisi uzun süren bir depo steroid ve erken dönemde rahatlamayı sağlaması ve sonrasındaki refleks aktiviteyi önlemesi için de lokal anestezik içeren bir ilaç karışımı yapılır.

Epidural steroid enjeksiyonunun amacı, ilacı ağrıya sebep olan bölgeye en yakın noktaya ulaştırmaktır. Girişim tamamen steril ve aseptik olarak ameliyathanede ve ameliyat koşullarında, C-kollu skopi ile sürekli görüntüleme altında yapılır. Girişim sırasında genel anesteziye, yani, hastanın narkoz ile uyutulmasına gerek yoktur. Uygulama yaklaşık olarak 10 – 45 dk. sürer.

Spinal Stenozda Ameliyat Yöntemleri 

Sık olarak iki ana tip ameliyat tekniği tercih edilir;

Laminektomi

En sık kullanılan ve oldukça başarılı bir yöntem olarak ön plana çıkar. Omurun arka kısmını oluşturan, spinal kanalın arka bölümünü saran ve hilal şekilli parça olan “lamina”nın çıkarılma işlemidir. Böylece spinal kanal genişler. Tek bir omurda yapılabildiği gibi birkaç omurun laminası da çıkartılabilir.

1-3 saat süren ve genel anestezi altında gerçekleştirilen bir cerrahi operasyondur. Ensede veya belde orta hatta cilt açılarak girişim yapılır. Gerektiği kadar lamina çıkarılarak spinal kanal genişletilir. Omurilik ve sinirler rahatlar.

Spinal Füzyon

Omurların oynaklığı ve birbirleri üzerinde kayması engellenir ve bu doğrultuda ağrılar giderilmeye çalışılır. Genellikle laminektomiye ilave olarak gerçekleştirilir. Omurların içine vidalar  konulur ve metal çubuklarla birbirlerine tutturulur. Kemiklerin üzerine kemik parçacıkları veya sentetik bazı maddeler konularak sağlamlaştırılır. Bu ameliyatan sonra doktorunuzun önereceği süre ile korse kullanmanız gerekir. Ameliyat bölgesinde kemikleşme sağlandıktan sonra korse çıkarılır. Bu metal yapılar genellikle ömür boyu o bölgede kalırlar.

Ameliyat Süreci

Ameliyattan bir ya da birkaç gün  önce hastaneye gelip tetkiklerinizi ve gerekli konsültasyonları yaptırmalısınız. Ameliyat olacağınız gün sabah erkenden aç karnına hastaneye gelip yatacaksınız. Genellikle ameliyattan sonra 2-3 gün kalıp taburcu edilirsiniz. Taburcu olduğunuzda tuvalete gitmek, oturup yemeğinizi yemek, az da olsa yürüyüş yapabilmek gibi günlük yaşantı ile ilgili aktiviteleri yapabilir durumda evinize gidersiniz.

OMURGA TRAVMALARI

Trafik kazaları, yüksekten düşme vs… gibi nedenlerle ortaya çıkan omurga kırıkları, ayrışma ve kopmaları omurganın sağlamlığının ve yük taşıma ve hareket yeteneğinin bozulması (spinal instabilite) ve yaşamda karşımıza çok çıkan acil durumlar olarak öne çıkar.

Omurgayı oluşturan yapılar arasında yer alan eklem grubu (faset eklemi) üzerini kapatan kıkırdak, çeşitli nedenlerle zaman içerisinde özelliğini kaybedebilir ve omurga travmalarına yol açabilir.

Faset Sendromu

Gün boyu bizi ayakta tutan omurgamız, önlem almadığımız ve dikkat etmediğimiz zaman boyun, sırt ve bel ağrılarına neden olabiliyor. Omurgamızın hareketli olmasını sağlayan eklemlerde faset sendromu ortaya çıkıyor. Faset eklemi, hem omuriliğin içinde yer aldığı kanala, hem de omurilikten bacaklara ve kollara doğru giden sinirlerin çıktığı kanala oldukça yakındır. Bu nedenle bu bozulmalar söz konusu kanalların bozulmasına sebebiyet verir.

Ana kanalda bir daralma söz konusu ise daha ağır durumlar ortaya çıkabilir. Ağır sporlar ve bu sebeple meydana gelen küçük travmaların birikimi, bel fıtığı ve disk problemlerinin ortaya çıktığı faset sendromuna neden olabilir. Bel fıtığı nasıl belden çıkıp sinirlerin geçtiği kanalları daraltıyorsa, aynı şekilde faset sendromu da ileri ki yaşlarda kanallara yakınlığından dolayı fıtık gibi o kanalı daraltarak, şikayetleri de beraberinde getirebiliyor.

OMURGA YARALANMALARI, KIRIKLARI

Omurga yaralanmaları hafif bir yumuşak doku travmasından omurga kırığı ve omurilik yaralanmasına kadar çeşitli şiddette olabilir. Omurga kırık ve çıkıkları omurilik yaralanmasına ve neticesinde de felce yol açabilir. Tedavi de vakanın şiddetine göre farklılık göstermektedir.

Omurga kırıkları 3 farklı şekilde olabilir;

Kırıklar: Üzerine dayanabileceğinden fazla yük binen kemikler kırılır. En sık görülen tipi kırık omurun ön kısmının çöktüğü ve ‘çökme kırıkları’ adı verilen durumdur. Omurga üzerine binen yük daha da şiddetli ise o zaman omurun orta ve arka kısmı da kırılabilir ve kırık parçaları omurilik kanalına doğru yer değiştirip omuriliği zedeleyebilir. Bu tip kırıklara da “patlama kırığı” adı verilir.

Çıkıklar ve Kırıklı Çıkıklar: Omurga üzerine binen yükler daha da artarsa kemikte kırıkla birlikte omurları birbirine bağlayan ve bir arada tutan yumuşak dokular, disk ve bağlarda, eklemlerde de yaralanma meydana gelebilir. Bu sonuçla iki omurun birbiri ile bağlantısı kopar ve omurga çıkığı oluşabilir. Omurga çıkığı nadiren sadece yumuşak dokuların yaralanması ile oluşan sırf çıkı olarak görülürken, sıklıkla omur kırığı ile birlikte kırıklı-çıkık olarak da karşımıza çıkabilir. Bu iki tip yaralanma ile birlikte omurilik yaralanması çoğu zaman gelişir ve en tehlikeli yaralanma şeklidirler. Aynı zamanda çıkık ve kırıklı çıkıkların iyileşmesi sadece kırıklara göre çok daha zordur. Bu nedenlerden dolayı çıkık veya kırıklı çıkıklar çoğunlukla cerrahi operasyonla giderilebilir.

Bulgular: Sırt, boyun, bel ağrısı ve kas spazmı başlıca bulgular olarak ön plana çıkar. Omurilik yaralanması da var ise uyuşukluk, kol ve/veya bacaklarda hissizlik, kuvvet kaybı,  idrar, büyük abdest kaçırma, yapamama gibi durumlarda söz konusu olabilir.

Omurga Yaralanmalarında Tanı Yöntemleri

  • Direkt radyografi
  • Bilgisayarlı tomografi
  • Manyetik Rezonans görüntüleme (MRG)

Hangi Tedaviler Uygulanabilir?

  • Korse veya alçı tedavisi
  • Enstrümentasyon ve füzyon
  • Vertebroplasti & Kifoplasti

OMURGA STRES KIRIĞI (Spondilolizis) ve OMURGA KAYMASI (Spondilolistezis)

Omurga, omur denilen birbirine bağlı bir seri kemikten meydana gelir. Yetişkin kişilerin yaklaşık olarak % 5’inde bel bölgesinin en altındaki omurların, üst ve alt eklemlerini birleştiren kemik kısmında gelişimsel bir kırık olabilir. Bu kırık omurun bir veya iki kenarında birden görülebilir. Genellikle çok hareketli olan bel bölgesinin alt omurlarındaki aşırı yüklenmeye bağlı oluşan “stres kırıklarıdır.” Bu kırıklara “spondilolizis” adı verilir. Bu bölgenin çok hareketli olması nedeniyle de bu kırıklar çoğu zaman iyileşmeyebilir. Ancak bu kırıklar genelde adolesan çağda ağrıya yol açarken, erişkin çağda ciddi rahatsızlık yaratmayabilir. Bazı kişilerde ise kırık sebebiyle üstteki omurlar alttaki omurgaya göre öne doğru kayabilirler. Bu duruma da “bel kayması” ya da “spondilolistezis” denir. Spondilolistezis, kayma miktarına bağlı olarak daha ciddi sorunlara neden olabilir. Bu tip kırık nedeniyle olan “bel kaymaları”na tıp dilinde “istmik spondilolistezis” denir. Genellikle L5 omurun S1 omur üzerinde kayması şeklinde karşımıza çıkar. Bel ağrısından dolayı doktora başvuran hastaların %5 ile 10 ‘unda bel kayması olduğu belirlenmiştir.

Bel kaymasının diğer bir tipi de omurga ve çevresi bağ dokularında yaşlanma sonucu meydana gelen yıpranmayla oluşan bel kaymalarıdır. Bu sorun, tıp dilinde “dejeneratif spondilolistezis” diye adlandırılır.

Spondilolistezis (Bel kayması) Belirtileri

Kayma oluştuktan seneler sonra bile belirti görülmeyebilir. Görülen belirtiler arasında bacaklarda hissizlik, bel ve kalça ağrısı, adele gerginliği, güçsüzlük, bel eğiminden artış ya da yürümede aksaklık sayılabilir. Bu belirtiler genelde ayakta durma ve diğer aktivitelerle birlikte fazlalaşır.

 Spondilolistezis Tedavisi

İlk olarak cerrahi olmayan tedavi yolu izlenir. Bu yöntemler; istirahat, ağrı kesici ve anti-enflamatuar ilaçlar, geçici korse kullanımı ve fizik tedavi yöntemlerinden biri veya birkaçı olabilir.

Şikayetleri cerrahi olmayan tedavi yöntemleri ile geçmeyen hastalara, cerrahi tedavi önerilmektedir. Ağrı; sıkışmış sinirden, sabit olmayan çatlak omurun hareket etmesinden veya yakınlarda bulunan etkilenmiş diskten dolayı meydana gelebilir. Kayma sonucu sinir baskı altında kalmış ise bu sinire yeni bir tünel açmak veya boş alanı oluşturmak için cerrahi müdahale gerekmektedir.

Neticede bir kayma veya çatlağın yakınında bulunan sinirin üzerindeki baskıyı kaldırmak için çubuk sistemi ve vida ile sabitleme işlemi veya füzyon (kemiklerin kaynatılması) tavsiye edilmektedir.

Cerrahi müdahale sonrası günlük yaşama dönebilmek için tam bir rehabilitasyon programı kritik önem taşımaktadır.

PEDİATRİK SPİNAL HASTALIKLAR

Çeşitli deformiteler (Omurga kanalının açık olması, omurilik ve sinirlerin kılıflarının kese yapması/dışarıya açık olması, omurilik içindeki hastalıklar/kistler), doğumsal omurga ve omurilik anormalliklerine hassas yaklaşım ve tedavi gerektiren hastalıklardır.