+90 (533) 522 0459 bilgi@onatuzumcugil.com

Sağlıklı bir dizin anatomisinin farkında olmak, kendi problemlerinizi daha iyi anlamanızda önemli etkendir ve “Hangi tedavi daha olumlu sonuçlar verir?” sorusuna cevap getirir.

Menteşe şeklinde bir eklem olan dizin, tibia ve üstteki femur kemiklerinin uçları kıkırdak ile kaplıdır. Bu doku sayesinde eklem rahatça kayma sağlayabilir. Menisküsler (yarım ay şeklinde kıkırdak parçaları bulunur, iç ve dış olmak üzere 2 adettir) yastık görevini üstlenir. Eklem kıkırdağının aşınmasını önlerler. Ligamentler (bağlar) tendonlar, adeleler yumuşak dokulardır.  Dizin stabilitesini sağlar ve gücünü verirler.

Dizde çeşitli problemler daima kendini gösterebilir. Fiziksel darbeler, dönmeler ya da fazla yüklenme sonrası dizde hasar oluşabilir. Yaşlanma veya yapısal zayıflama sonrasında kendini gösteren diz problemleri de mevcuttur. Diz problemleri Artroskopi tekniği ile başarılı ve güvenli bir şekilde teşhis ve tedavi edilirler.

ARTROSKOPİK DİZ CERRAHİSİ

Artroskopi veya farklı araçlar kullanılarak dizdeki hasarlı menisküsün tümünün ya da bir bölümünün temizlenmesi ve menisküsün tedavi edilmesi artroskopik diz cerrahisinin alanına girer. Artroskopi, ortopedide en sık yapılan cerrahi uygulamadır.

Yöntem olarak yüksek çözünürlüklü bir kamera ve monitör kullanılır. Diz kapağı kenarından çok küçük bir giriş yapılır. Diz içine bu küçük girişten kamera yerleştirir ve televizyon monitöründen görüntü elde edilir. Bu teknik sayesinde ekrandan anatomik yapıların (menisküs, ön çapraz bağ, arka çapraz bağ, eklem yüzeyleri vs…) çok detaylı incelenmesi sağlanır.

Artroskopi En Sık Şu Tedaviler İçin Kullanılır;

  • Yırtık menisküslerin tamiri ve ortadan kaldırılması
  • Yırtık ön çapraz bağ tamirleri
  • Hasarlı eklem kıkırdak tıraşlamaları ve kıkırdak nakilleri
  • Eklem içi serbest kıkırdak ve kemik parçalarının alınması
  • İltihabi sinavial dokuların ortadan kaldırılması
  • Gergin bağların gevşetilmesi vs…

 Artroskopiye Hazırlık ve Ameliyat Süreci

Öncelikle doktor hastayı genel sağlık yönünden değerlendirir ve anestezi için hazırlık yapar. Hastanın varsa sistematik rahatsızlıkları ya da kullandığı ilaçlar göz önünde bulundurulur. Ayrıca kan değerlerini görmek için kan tetkiki ve kalp grafikleri gerekmektedir.

Genellikle ameliyat sabahı hastaneye gelinir ve hastalar aynı gün taburcu olur ya da bir gece hastanede kalabilirler. Ameliyat günü hastalığın ve hastanın durumuna göre anestezi uygulanır. Genel, bölgesel ya da lokal anestezi verilecektir.

Lokal ve bölgesel anestezilerin her ikisi de vücudun bir kısmını uyuştururken uyanık kalırsınız.

Ameliyat Sonrası Süreç

Artroskopi sonrası bütün zamanınızı iyileşmek için harcamalısınız;

  • Bacağınızı kaldırarak bileğinizin dizinizden, dizinizin kalçalarınızdan yüksekte olmasını sağlayın.
  • Diz üstüne günde 3-4 defa 20 ila 30 dakika süreyle buz koyulmalı (Belirtiler geçene kadar).
  • Birkaç gün koltuk değnekleri kullanılmalı.
  • Bandaj 4. Günün sonunda değiştirilir, plaster veya gazlı bezle üstü kapatılır.
  • Bacağa yük binmemesi için koltuk değneklerini daha uzun süre kullanmanız istenebilir.

Dizde Artroskopinin Avantajları

  • Eklem içi yapıların çok yakın, net ve büyütülmüş olarak görülme imkanı sağlanır. Hastalıklı dokular daha iyi teşhis ve tedavi altında iyileştirilir.
  • İyileşmesi zor ve ağrılı adele, kapsül gibi dokulara hiç dokunulmadığı için ameliyat sonrası eklem hareketleri ağrısız ve rahattır.
  • Ameliyat yarası ve kanama olmadığından pansuman ihtiyacı da olmaz.
  • Enfeksiyon riski açık cerrahilere göre çok düşüktür.
  • Açık diz ameliyatından daha kısa zamanda iyileşme gösterir.

Ameliyat Sonrası Doktora Başvurulması Gereken Durumlar

  • Beklenmeyen ve olağan dışı ağrılar
  • Dizin kitlenerek sabit kalması
  • Enfeksiyon belirtileri
  • Açılan deliklerde kanama ve akıntı
  • Ateş yükselmesi

DİZ PROTEZİ

Kıkırdak aşınmasında ya da diğer bazı rahatsızlıklara bağlı olarak diz ekleminin bozulmasında kullanılan düzeltici bir ameliyattır. Kıkırdağın bozulmuş yerleri, altındaki kemiğin bir bölümü de içine alınmış şekilde çıkarılır ve diz ekleminin bozulmuş olan bölgesi onarılarak, çeşitli metallerden oluşan protez ekleme yerleştirilir.

Diz Protezinin Uygulanabildiği Durumlar

  • Kıkırdak aşınmasına neden olan eklem içi kırıklar
  • Kemik ölümü
  • Sebebi bilinmeyen kireçlenme (Osteonekroz)
  • Şekil bozuklularına bağlı diz eklem ekseninin bozulmasına neden olan hastalıklar
  • Romatoid artrit gibi hastalıklarda
  • Diğer tedavilerle sonuç alınamayan ve ağrıya neden olan hastalıklar

Eski yıllarda protez teknolojisi henüz günümüzdeki kadar gelişmemişken, protezin ömrünün yeterince uzun olmaması nedeniyle daha genç yaş grubunda tercih edilmekteydi; Ancak günümüz teknolojisi insan vücuduyla daha uyumlu, daha dayanıklı, daha uzun ömürlü ve daha fazla harekete olanak tanıyan protezler ürettiği için, artık ileri yaşlardan itibaren de gerektiği durumlarda protez kullanılabilmektedir.

diz_protezi_rontgenleriAmeliyat Öncesi ve Sonrası

Cerrahi operasyona karar verildikten sonra anestezi hazırlıkları gerçekleştirilir. Genel muayene, kan tetkikleri, kalp elektrokardiyogramı, akciğer grafisi, ameliyat sırasında ve sonrasında gerekecek kan nakli için gerekli hazırlıklar yapılır.

Ameliyat genellikle bel bölgesinden yapılan iğne ile (epidural-spinal), bazen de genel anestezi ile yapılmaktadır. Anestezi şekline anestezi doktoru karar verir. Anestezi şekli ne olursa olsun ağrı hiç duyulmamaktadır. Ameliyat genel olarak 1 saat civarı sürer. Cerrahi operasyondan dolayı kaynaklanan ağrılar ilaçlarla giderilir. Ameliyattan sonra pıhtılaşmayı önlemeye yönelik olarak varis çorabı giydirilir.

 Operasyonun ertesi günü hastanın genel durumu normal ise yürüteç yardımıyla ayağa kaldırılarak yürütülür. Hastaya diz eklem hareketlerini arttırıcı ve kasları güçlendirici egzersizler gösterilerek gün içinde tekrar etmesi istenir.

MENİSKÜS YIRTIKLARI

İnsan vücudunda, dizin içine yerleşmiş  iç ve dış olmak üzere her dizde iki adet menisküs yer alır. Menisküs, C harfi şeklinde parlak beyaz renkte ve yumuşak kıvamda bir kıkırdaktır. Menisküsün diz açısından önemli görevleri bulunmaktadır;

  • Yük emici görev yapar
  • Kıkırdakların beslenmesine katkı sağlar
  • Eklemin uyumunu arttırır
  • Diz duyusunda önemli bir algılayıcıdır

Bu görevlerden dolayı menisküsler dizin en önemli yapılarından biridir. Menisküsü çıkarılmış hastalarda, erken yaşlarda dizde kireçlenme (Osteoartrit) görülebilir.

Menisküs yırtıkları travmalar sonucu, ani hareketlerde meydana gelen katlanma,  sportif faaliyetlerde ya da travma olmaksızın yaş ile birlikte dokunun bozulması ile meydana gelebilir.

Menisküs Yırtığı Belirtileri

  • Dizde ağrı
  • Diz içinde sıvı birikmesi sonucu dizde şişlik
  • Bacağı bükerken ve gererken zorlanma hissi
  • Dizde kitlenme ve yürümekte zorlanma

Menisküs yırtığı ilk oluştuğunda çok fazla bir ağrıya yol açmayabilir; Fakat zaman geçtikçe ağrı fazlalaşır. Yaralanmaların şiddetine göre menisküs yırtığına çapraz ve yan bağların kopması gibi sorunlar da eklenebilir.

Menisküs Yırtığı Tedavisi

Tedavi yöntemini belirlemede; hastanın yaşı, şikayetleri, fiziksel aktivite düzeyi, mesleği, rahatsızlığa eşlik eden başka lezyon olup olmadığı ve hastanın beklentileri en önemli etkenlerdir.

Tedavide genel olarak iki yöntem uygulanır: Konservatif (ameliyatsız) tedavi ve cerrahi tedavi

Konservatif (Ameliyatsız tedavi)

Şikayetleri hafif ve hastayı çok rahatsız etmeyen yırtıklarda, yaşlı hastalarda ve ameliyat olamayacak durumdaki hastalarda tercih edilen yöntemdir.  Hastanın şikayetlerini hafifletici yöntemler (ilaç tedavisi, fizik tedavi) uygulanır; Fakat  bu yöntemlerle menisküs yırtığı iyileşmez. Hastanın yakınmaları azaltılmış olur.

Cerrahi Tedavi

Ameliyatsız tedavi yöntemler sonucunda hastanın ağrıları ve şikayetleri devam ediyorsa, cerrahi operasyon planlanmalıdır. Menisküs cerrahisi günümüzde genellikle artroskopi ile yapılmaktadır.

Yırtık ve şikayete neden olan menisküs yırtıkları kıkırdakta aşınmaya ve ileri dönemde kireçlenmeye neden olur. Genç, aktif yaşam süren kişilerde menisküs yırtıklarının ameliyat edilmesi önerilir. Yırtığın tipine, eşlik eden başka bir patoloji olup olmadığına ve hastanın yaşına göre doktor uygun tedaviyi planlar. Cerrahi sonrası rehabilitasyon tedavinin önemli bir parçasıdır.

2 tip menisküs cerrahisi vardır;

Menisektomi (Yırtık Menisküsün Alınması)

En çok uygulanılan diz artroskopik cerrahilerin başında gelir. Hasarlı menisküs kesilerek çıkarılır.  Menisküsün 1/3 kısmının iyileşme ihtimali olmadığı için alınır. Bazı durumlarda çok parçalı büyük yırtıklar da alınmak zorunda olabilir. Hastalar ameliyattan 4 saat sonra yürüyebilir ve 3 hafta sonra spora başlayabilirler.

Menisküs Dikilmesi

Teknik olarak oldukça zor ve tecrübeli diz cerrahları tarafından yapılması gereken bir uygulamadır. Menisküsün 2/3 dış (eklem kapsülüne yakın) kısmı iyileşme potansiyeli gösterir. Yine bu 2/3’lük dış bölge menisküs fonksiyonlarının % 90’ını gerçekleştirir. Bu doğrultuda bu bölgedeki yırtıklar olabildiğince dikilmelidir.

Menisküs orjinale yakın şekilde iyileşerek uzun süreli bir diz performansı sağlar.

KİREÇLENME (OSTEOARTRİT) 

Eklemlerde oluşan ve kıkırdak kaybıyla seyreden bir durum olan bu rahatsızlık halk arasında ‘kireçlenme’ olarak bilinmektedir. Eklem kıkırdağının aşınması ve kaybı, yükün kemik tarafından daha fazla taşınmasına sebebiyet verir. Kıkırdak yüzeyin kayganlaşmasını sağlayan sıvılar daha az üretilmeye başlanır. Eklem çevresi, kas ve bağlarda vücudun hastalığı düzeltme çabasıyla birlikte değişiklikler görülmeye başlanır. Bunun sonucunda kemik çıkıntıları oluşmaya başlar. Genellikle ilerleyen yaşlarda görülen bir rahatsızlıktır.

Osteoartrit Nedenleri

  • Romatizmal hastalıklar
  • Eklemi veya çevresini ilgilendirilen geçirilmiş kırıklar
  • Aşırı kilo
  • Eklemin aşırı yüklenmesi
  • Spor yaralanmaları
  • Bazı mesleki aktiviteler

Osteoartritte Ne Gibi Şikayetler Olur?

  • Hareket azalması
  • Hareket esnasında artan ağrı
  • Eklem hareketlerinde belirginleşen kayıplar
  • Eklemde oluşan şekil bozuklukları

DİZ EKLEMİ PROBLEMLERİNDE PRP (Platelet Rich Plasma) UYGULAMALARI

PRP (Platelet Rich Plasma), trombositten zengin plazma anlamına gelir. PRP, hastayı ciddi bir riske sokmadan, doğal yoldan kas-iskelet sistemi yaralanmalarının ve hastalıklarının iyileşmesini hızlandıran bir yöntemdir.

Trombosit, kanda bulunan üç hücre tipinden birisidir. Temel görevi, yaralanma meydana geldiğinde kan akımının durmasını sağlamak için bir tıkaç (pıhtı) oluşturmaktır. Bunu sağlayabilmek amacı ile trombosit hücresi içinde yoğun olarak onarıcı proteinler olarak adlandırabileceğimiz büyüme faktörleri (growth factors) ve sitokinler içerir. Hastanın kendi kanı alınıp mekanik uygulamalara tabii tutularak trombosit (platelet) yoğunluğunun arttırılması ile elde edilen preparat “PRP” olarak adlandırılmaktadır. Fizyolojik sınırların çok üzerinde olan bu konsantrasyon ile bölgeye yoğun oranda büyüme faktörü ve sitokin adı verilen proteinler uygulanmış olur. Bu proteinlerin, onarıcı hücreleri yaralanmış bölgede çağırma (alarm görevi) olduğu zaten bilinmektedir. Bu uygulama ile doku patolojisi nedeni ile ağrı oluşan bölgede önce onarımın sağlanması, buna bağlı olarak da ağrının azalması veya ortadan kalkması hedeflenmektedir.

Diz Eklemi Problemlerinde PRP Uygulama Alanları

  • Tendon (kiriş) yaralanmaları
  • Bağ yaralanmaları (Diz eklemi, iç yan bağ yaralanmaları, ön çapraz bağ yaralanmaları )
  • Kıkırdak sorunları (Aşınma-Kireçlenme)
  • Kemik sorunları
  • Menisküs yırtığı

PRP nasıl uygulanır ?

  • Tedavi edilecek bölgeye göre 1-3 ml kadar, bir kez ya da belli aralıklarla 2-3 kez enjeksiyon yöntemi ile uygulanır.
  • Diz kireçlenmelerinde diz eklemi içine birer ay arayla üç kez uygulanır.
  • Menisküs, Tenisçi dirseği, aşil tendiniti, omuz tendon yırtılmaları gibi durumlarda ise genelde birer ay arayla 2 enjeksiyon uygulanmaktadır.
  • İyileşme birkaç hafta içinde  başlar ve 3 ay ile 12 ay arasında devam eder.

PRP tedavisinin avantajları

  • Hasta aynı gün işine dönebilir.
  • Yara bakımı ve pansuman gerektirmez.
  • Ağrı minimaldir.
  • PRP yönteminin yan etkisi yoktur. Tamamen kişinin kendi kanından elde edildiği için doğaldır.

KÖK HÜCRE TEDAVİSİ

Kök hücreler, insanlarda bütün dokulardaki damarların çevresinde yerleşmiş ata hücrelerdir. Doku hasarı meydana geldiğinde bu hücreler aktif hale gelirler. Bir taraftan dokunun tamiri için gerekli büyüme faktörlerini salgılarken, diğer taraftan ise iyileşme için gerek duyulan kas,  kemik, eklem kıkırdağı ve yağ gibi farklı dokulara dönüşebilirler.

 Kök Hücreler Hangi Hastalıkların Tedavisinde Kullanılırlar?

Kas iskelet sistemi yaralanmalarında bir çok deneysel çalışma yapılmış olmasına rağmen, günümüzde kök hücrelerin en önemli kullanım alanı hasar görmüş eklem kıkırdağının yenilenmesidir. Bunun yanında çeşitli kas yaralanmalarında, kırıkların kaynama gecikmelerinde de kullanımları konusunda deneysel çalışmalar yapılmaktadır.

Kök Hücreler Nasıl Uygulanır?

Kök hücreler, kültür veya santrifüj yöntemi ile elde edildikten sonra iki şekilde uygulanır;

Bunlardan birisi doğrudan eklem içine enjeksiyon yöntemidir. Bu teknikte ekleme verildikten sonra kök hücrelerin hasarlı bölgeye kendilerinin ulaşması beklenir. İkinci yöntemde ise kök hücreler “matriks” adı verilen örtü şeklindeki taşıyıcıların üzerine yerleştirildikten sonra cerrahi olarak eklem açılır ve kök hücreleri içeren bu matriks hasarlı bölgeye yerleştirilip çeşitli yapıştırıcılar ile tespit edilir.

DİZ BAĞ YARALANMALARI

Vücudun hareket açısından en önemli eklemlerinden biri olan dizin sabitliğini yan bağlar ve çapraz bağlar sağlar.

Çapraz bağlar,  diz ekleminin içinden uyluk (femur) ve kaval (tibia) kemiğini bağlar. Bu bağlar kısa bir halat gibi bu iki kemiği sıkıca birbirine bağlar, diz bükülürken ve düzken gerekli olan sabitlik için önemli rol oynarlar. Önde bulunana ön çapraz bağ (ACL), arkada bulunana ise arka çapraz bağ (PCL) adı verilir.

Yan bağlar, femur ve tibia kemiklerini iç ve dıştan (dış yan bağ tibianın dış arkasında bulunan fibula kemiğine yapışarak indirekt yoldan tibia’yı sabitler) birbirlerine bağlayarak sabitler. Diz ekleminin her iki yana açılmasını engeller ve bu kemiklerin dönme hareketlerini sabitlemede çapraz bağlara destek sağlar.

Ön Çapraz Bağ (ACL) Yaralanmaları

Ön çapraz bağ, tıbianın femura oranla öne kaymasını ve tıbianın dönme hareketini engeller.

  • Ani yön değiştirme
  • Koşarken, kayarken yavaşlama
  • Zıplama sonrası yere inerken
  • Dize direkt darbe

gibi durumlarda ön çapraz bağ yaralanmaları gerçekleşebilir.

Belirtileri

  • Bir kopma sesi ve diz kontrolünde bozukluk
  • 2-12 saat içinde dizde şişlik ve ayağa kalkıldığında ağrı

Ön çapraz bağ yırtığı ile yüründüğü takdirde diz kıkırdağında zedelenme meydana gelebilir.  Ayak sabitken vücut döndürüldüğü zaman, kaval kemiği (tibia) sabit kalırken uyluk kemiği (femur) döner. Bu kıkırdak üzerinde öğütücü-yaralayıcı bir etki yapar.

Tanı

ACL yırtıklarında temel tanı ve değerlendirme tekniği çeşitli muayene testleri sonucunda belirlenir. Özellikle operasyon kararını verdiren stabilite testleri muayene ile yapılmaktadır.

Bazı durumlarda tespit için direkt röntgenler, eklem içi patolojiler için MRG istenebilir.

Tedavi

Cerrahi ve Cerrahi olmayan tedavi seçenekleri mevcuttur.

  • Yaş ya da genel olarak düşük fiziksel aktiviteleri olanlar
  • Tam olmayan (parsiyel) yırtıklar
  • Stabilite testlerinde (pivotshift testi gibi)  iyi durumda olan

dizlerde cerrahi müdahaleye ihtiyaç duyulmayabilir. Bu hastaların, ömür boyu uyluk ön ve arka adelelerini (quadriceps ve hamstring) geliştirici düzenli çalışma yapmaları ve riskli aktivitelerde özel dizlik kullanmaları tavsiye edilir.

Cerrahi tedavi: Ön çapraz bağ yırtığı olan ve aktif olarak spor yapmak isteyen hastalarda cerrahi tedavi uygulanmalıdır.

Cerrahi tedavide genellikle artroskopik olarak diz çevresindeki bir tendon (veya bir parçası) kullanılarak ön çapraz bağın orjinal anatomisine uygun bir rekonstriksiyon elde edilir. Cerrahi müdahalenin ardından yaklaşık 3 aylık ciddi bir fizik tedavi ve rehabilitasyon programı uygulanmalıdır.

Arka Çapraz Bağ (PCL) Yaralanmaları

Arka çapraz bağ (PCL) yaralanmaları genellikle aşırı gerilme-çekilme ile meydana gelir. Dizin ön tarafına doğru bükülmesi, en sık neden olan durumlardandır. Bu tür hareket yanlış bir adımla olabileceği gibi, snowboard, motosiklet, futbol gibi sporlarda daha sık kendini gösterir.

PCL yaralanmasında diz sabitliğinde bozulma olur. Özellikle tibia femura göre geriye doğru kayar. Bu hareket yumuşak diz eklem kıkırdağının zedelenmesine veya incelmesine yol açabilir. Bu aşınmaya ileri dönemlerde kireçlenme eşlik edebilir.

PCL yaralanmasında belirtiler ACL yırtıklarına benzerdir; Ancak dizde dönme gibi instabilite bulguları daha nadirdir.

PCL yırtığı olan kişiler, çoğu normal aktivitelerine iyi bir rehabilitasyon programı sonrası ameliyatsız dönerler. PCL’in tibia’dan bir kemik parçası ile kopuğu veya rehabilitasyona rağmen kaza öncesi performansına dönemeyen sporcularda operasyon gerekebilir.

Yan Bağ Yaralanmaları

İç yan bağdaki (MCL) küçük tam olmayan yırtıklarda cerrahi tedavi gerekmeyebilir. Bu durumda doktorunuzun kararına göre bir bandaj veya çeşitli dizlik seçeneklerinden biri kullanılabilir. Günde 2-3 kez 15-20 dakika buz uygulaması , bacağı yukarıda tutma, istirahat şişlik ve ağrının daha hızlı iyileşmesine yardımcı olmaktadır.

Yan bağ yaralanmalarının ilk günlerinde dizdeki şişlik ve ağrı, yaralanmanın ciddiyetinin muayene ile tespitini zorlaştırabilir. Bu durumlarda doktorunuzun anestezi altında muayene veya MR tetkiki önerilerini ciddiye almak gerekir.

Dış yan bağ (LCL) ve iç yan bağın tam yırtıklarında bağ liflerinin yeterince güçlü iyileşmemesi, dizde stabiliteyi riske atar. Özellikle genç ve spor yapan aktif hastalarda cerrahi tedavi tercih edilir. İç ve dış yan bağ yeni yırtıklarının cerrahisi kolay bir prosedürdür ve sonuçları oldukça iyidir. Cerrahi tedavi sonrası dizin eski fonksiyonlarına dönmesi yoğun fizyoterapi gerektiren bir dönem gerektirir.

Diz yan bağ yaralanmalarının yetersiz tedavisi sonucu oluşan dizin sabitliğinin bozulması, spor yapmayı ve yüksek fiziksel aktiviteyi bozmakla kalmaz. Oluşan anormal hareket biçimi dizde erken kireçlenme gelişmesine neden olur. Bu durumda bağın rekonstriksiyon ( yeniden oluşturma) operasyonları gerekir. Bu operasyonlar yeni yırtık operasyonlarına göre teknik açıdan daha zor ve tam iyileşme süresi daha uzun olmakla beraber iyi ellerde iyi sonuçlar vermektedir.

ARTROSKOPİK KIKIRDAK OPERASYONLARI

Travma ya da yaşlanmalar ile eklem kıkırdağı harabiyeti yaşanabilir. Bir parça kıkırdak koparak ekleme düşebilir, diğer bir deyişle eklem fareleri oluşabilir. Kıkırdaktaki zedelenme dizde sertlik, hareket kısıtlılığı ve ağrıya sebebiyet verir. Artroskobik cerrahi operasyonlar ile diz eklem kıkırdaklarındaki birçok problem ve rahatsızlık başarılı bir şekilde giderilmektedir.

MİKROKIRIK TEKNİĞİ

Bu teknik ile hasarlı kıkırdağın bulunduğu noktada milimetrik kırıklar oluşturulur. Bu şekilde yeni bir kıkırdak dokusu elde edilmiş olur. Oluşan yeni kıkırdak dokusu, orijinal kıkırdak dokusundan daha farklı bir yapıdadır. Son derece etkili bu yöntem ile 3 santimetre kareden küçük kıkırdak kayıplarında başarılı cerrahi müdahale yapılabilir.

KIKIRDAK HÜCRE NAKLİ (Chondrocell Nakli)

Kıkırdak hücrelerin kendi başlarına büyümeleri söz konusu değildir; Çünkü yapısal olarak en üst seviyede olgunlaşmış hücrelerdir. Henüz 1 yaşında insan bünyesinde kıkırdak hücresi üretimi durur. Bu nedenle genetik laboratuvarlarında yeni kıkırdak hücresi oluşturmak için genetik bir dizi işlem ve kültürde çoğaltma işlemi gerekmektedir.

Kıkırdak hücre operasyonlarında iki aşamalı cerrahi işlem gerçekleştirilir;

  • İlk aşamada cerrah artraskopik teknikle sağlıklı kıkırdak hücrelerini diz ekleminin ağırlık taşımayan bölgelerinden toplar.
  • İkinci operasyonda diz kıkırdağındaki hasarlı bölge üzerine dikilmiş kemik zarı altına bu hücreler enjekte edilirler. Bu hücrelerden orijinal kıkırdak dokusuna çok yakın kıkırdak dokusu gelişir.

Kıkırdak hücre naklinde yaklaşık %70-80 oranında düzelme sağlanır ve tehlike yoktur. Bu operasyonda karar verebilmek için problemli bölgenin ölçüsü, önceki cerrahilerin sayı ve içeriği, hastanın talep ve beklentileri, hasarlı bölgenin yeri ve birden fazla lezyonun bir arada bulunması kritik önem taşımaktadır.

TIRAŞLAMA (Shaving) YÖNTEMİ

Kıkırdak düzensizliklerinin tıraşlanarak düzeltilmesini sağlayan bir yöntemdir ve sıklıkla kullanılır. Ağrının fazlalaşmasını, aşınmayı ve sürtünmeyi önler; Fakat yeni kıkırdak oluşumu mümkün değildir. Ameliyat sonrası 6 ile 12 haftaya kadar dizde hafif ağrı ve şişlik olabilir.

OSTEOKONDRAL GREFTLEME (Mozaikplasti)

Osteokondrol greft denilen üzeri kıkırdak ve altı kemik silindir biçimli parçaların, sağlam eklem yüzeylerinden alınarak hasarlı bölgelere naklinden oluşan cerrahi bir tekniktir. Herhangi bir özel neden yoksa kişilerin kendilerinden sağlanır. Eğer bir otogreft planlanıyorsa, kemik-kıkırdak silindirleri ağırlık taşımayan diğer kemiklerle minimal temasa sahip eklem yüzeylerinden alınır. Ağırlık taşıyan ve nispeten küçük defektlerde etkin bir yöntemdir. Orjinale yakın sağlam bir yüzey elde edilir.